17 Nisan 2021

SON DAKİKA!.. EĞİTİM SİSTEMİ DEĞİŞİYOR!..

son dakika eğitim sistemi değişiyor

son dakika eğitim sistemi değişiyor

Başbakan Binali Yıldırım, okullarda ikili çok önemli açıklamalarda bulundu. Eğitimlerin yarım gün yerine tam gün olacağını, ingilizce dersin ve anaokulunun da zorunlu olacağını açıkladı.

Başbakan Binali Yıldırım, Çankaya Köşkü’nde düzenlediği basın toplantısında Türkiye’de ikili eğitimin sona ereceğini, yarım gün yerine tam gün eğitim olacağını açıkladı. Başbakan, 5. sınıfta yabancı dil eğitiminin de zorunlu olacağını söyledi.

“İKİLİ EĞİTİME SON VERİYORUZ”

Başbakan’ın açıklamaları şöyle:

“2019’a kadar ikili öğretime son vereceğiz. Tekli öğretim olacak. Öğrenciler yarım gün yerine tam gün okula gidecek. Eğitimde ilk 4’ten sonraki 5’inci yılda yabancı dil eğitimi mecburi hale gelecek. Okul öncesi eğitim de zorunlu hale gelecek.”

İKİLİ ÖĞRETİM SORUNU

Ali Uçar’ın “İlk ve Orta Öğretimde İkili Öğretim Sorunu ( Nisan 1999 – Marmara Üni. Sos. Bil. Ens.)” adlı makalesinin 4. ve 5. bölümlerinde ikili öğretim sorunu şöyle dile getirilmiştir:

Ülkemizde ikili öğretim uygulama zorunluluğunda kalınmasının temel iki ana nedeni derslik sayısındaki yetersizlik ve öğretmen sayısındaki yetersizlik olarak belirlenebilir. Bu iki temel faktörün zorunlu eğitim çağını kapsayan ilköğretim okullarının daha öncelikli sorunu olarak gündeme geldiği ortaya çıkmaktadır. Bu durumu artıran faktör ise 1997-98 öğretim yılından itibaren İlköğretimde sekiz yıllık kesintisiz eğitim uygulaması sonucu ortaya çıkan derslik ve öğretmen ihtiyacı ile nüfusun hareketliliği ve artış hızı olarak gösterilebiliriz. Bunların yanında planlama dönemlerinde belirlenmiş hedeflere ulaşılamama, kaynakların optimal kullanılamaması olarak da belirtilmektedir. Öğretmen ve derslik ihtiyacının üst boyuta çıkmasında temel neden ise ihtiyaca göre dağıtım yapılamaması sorunudur. Ülke genelinde kırk öğrenci standardının altına inmiş öğrenci sayısı mevcutken kurum bazında değerlendirildiğinde çok aşırı alt ve üst sınırlarda öğrenci dağılımı gözlenmekte olduğu, illere göre bu durumun farklılık arz ettiği anlaşılmaktadır. Örneğin İstanbul ilinde 43.5 ilköğretim öğrencisine bir öğretmen düştüğü halde ülke ortalamasında şehirlerde bu rakam 37.5 ‘ dir. Kurum ve çevre bazında ele alındığında daha da uçlara kaymalar gözlenmektedir. İkili öğretim öncelikle şehirlerin sorunudur. Özellikle göç olgusuyla aşırı nüfus artışına ulaşan şehirlerin. Bu doğrultuda bazı okullarda öğrenci yığılmalarının önüne geçilmesi gerekli görülmektedir.

Şu anda ilköğretim okullarında uygulamada bulunan okul bölgesine göre kayıt sisteminin istenilen başarıyı elde edemediği söylenebilir. Belirli baskılarla bölge dışından öğrenci kayıtları yapılmakta, nitelikli olarak algılanan okullarda yığılmaların önüne geçilememiş bu okullar, dersliklerinde 50-60 öğrenci sıkıştırılmış okullar durumuna dönüşmüşlerdir. Bu nedenle çevreyi sınırlandırmakla sorun çözümlenememiştir. Bunun yanında daha alt düzeyde sosyoekonomik güce sahip insanların yaşadığı bölümlerde kalan okulların bir kısmı da yirmi otuz öğrenci ile eğitim çalışmalarına devam etmektedirler. Burada görev yapan öğretmenler genel olarak ya yeni mezun, emekli dönüşü ya da niteliksiz olarak algılanan öğretmenlerdir. Bazı çevrelerde ise nitelikten daha öne çıkan çevresinde aşırı kalabalık öğrenci potansiyelinin bulunmasıdır.

Günümüzde eğitimle ilgili bütün eğilim ve kararlar öğrenme düzeyinin artırılması amacına yöneliktir. Okul arazilerinin tespiti ve okul binalarının inşası öğrenci sayısı, okul türü, öğrenilen materyal, açık hava derslikleri, özellikle ders araçlarının kullanımı sonucunda gerekli olan mekansal düzenlemeler göz önünde tutularak inşa edilmektedir. Bu durum, eğitim kalitesinin artırılması hedefi göz önüne alındığında maliyetler yükselmektedir. Maliyetin yüksekliğinin önüne geçilmesi amaçlı orta dereceli okullarda sınıf sayılarının azaltılması, nüfus hareketliliği olan bölgelerde sökülüp taşınılan okullar gibi alternatifler üretilmektedir. (Hesapçıoğlu, Meriç,1994:124)

Eğitim sistemi gelişim sürecinde Türkiye’ yi değerlendirdiğimizde, niteliksel ve niceliksel açılardan yetersiz olan eğitim kurumlarındaki eksikleri gidermek için, belirli dönemlerde iyileştirme çalışmalarının yapıldığı görülmektedir. Özellikle zorunlu olan ilköğretimde sadece okul sayısını artırmak için belirlenen eğitim politikası ile ilköğretim binalarında tip proje uygulamasına başlanmıştır. Fakat, bu uygulamanın sonucunda , hiçbir çevre verisini göz önünde bulundurmayan, içinde sadece sınıfların bulunduğu sağlıksız yapılar ortaya çıkmıştır.(Şen ve Tokay,1998:74)

Ülkemizde Eğitimde çağı yakalama 2000 Projesinde hedef iki bin yılına kadar derslik başına öğrenci sayısının 30 a indirilmesi amaçlandığından, hızlı derslik sayısı artırımına gidilmekte, bu amaçla kat ilavesi, yeni bina ve ek bina uygulamaları yürütülmektedir.(Şen ve Tokay, 1998:74) İlköğretim binası yapımında tip proje uygulaması söz konusudur. Bu tip projelerde hala anasınıfı dersliği için ayrı bir bölüm bulunmadığı gibi çağın ihtiyaçlarına cevap verecek eğitim ortamı özelliği gösterip göstermediği konusu da tartışmaya açıktır. İkili öğretim sorunu aşılması için derslik kiralama, başka kurumların dersliklerinden yararlanma, diğer genel müdürlüklere bağlı dersliklerin kullanılmasında yasal prosedürü azaltma, taşınan dersliklerin üretimi gibi geçici çözüm yolları uygulanabilir.

Okul yapılarının tasarımı ve inşaatında teknolojinin kullanılması gerekliliği artık kanıtlanmıştır. Temel eğitim projesi ile eğitimde atılım başlatılmak istenen bu dönemde, öğrencilerin teknolojinin bütün imkanlarına sahip, konfor düzeyi yüksek ortamlarda eğitim görmesi 21. Yüzyılda ülkemizin her alanda daha fazla gelişme gösterebilmesi için önem taşımaktadır.(Eşsiz ve diğerleri,1998:104) İkili öğretim sorunun çözümünün yanında dersliklerin standartlarının yükseltilmesi de gerekli görüldüğünde köklü çözümlerin üretilmesi bu nedenle önemlidir. Temel çözüm eğitim ortamlarının kampus şekline dönüştürülmesidir. Özellikle aşırı nüfus yoğunluğu yaşanan şehirlerde merkezi olan binaların satılarak yerine şehir dışında kamulaştırma yoluyla satın alınmış kampus alanlarına çağın gerektirdiği bölümleri ve özellikleri içeren tüm öğretim kurumlarını içerecek okul binalarının yapılması ve bunların şehirle bağlantılı servis yollarının planlanarak yapımının gerçekleştirilmesi için merkezde değerli olan binaların gerçek değeri ile satılması yoluyla giderin büyük bir yoğunluğunun karşılanacağı düşünülmektedir. Bu tür bölge projeleri oluşturularak , eğitime katkı payı ile desteklenmesiyle kısa bir sürede uygulanabilirliği sağlanacaktır.

Öğretmenlerin sayısal yetersizliğinden daha yoğunluklu olarak ihtiyaç alanlarında ve ihtiyaç bulunan kurumlara ya da bölgelere dağıtımında sorunlar yaşanmaktadır. Bu doğrultuda meslek içindeki öğretmenlerin alanlarının tespitinin yapılarak, ihtiyaç alanlarına yakın olan eğitimi almış öğretmenlerin hizmet içi eğitim yoluyla bu alanlarda istihdamının sağlanması yoluyla öncelikli alanlardaki eksiklikler doldurulmuş olacaktır.

Dağıtım sorunu ilçe içinde geçici görevlendirme veya bir diğer kurumda ders görevi verme yollarıyla aşılmaktadır. Okul özellikleri doğrultusunda öğretmenler için görev zorluğu tazminatı verilerek ihtiyaç dahilinde kurum veya bölgelere kendi istekleri doğrultusunda istihdama yönlendirilmesi sağlanabilir.

Öğretmenlerin özlük haklarının artırılması ve öğretmenlik mesleğinin önemini artırıcı ,mali durumlarını iyileştirici ödemelerinde yerel yönetimlerden yararlanılması yoluna gidilebilir. Belediyeler ve özel idare bütçelerinden görev zorluğu tazminatının karşılanması sağlanabilir. Bunların yanında öğretmenlerin niteliğinin artırılması amaçlı tedbirlerin de göz ardı edilmemesi, değerlendirme ve hizmet içi eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması gerekmektedir.

Öğretmen ihtiyacının giderilmesinde kurum yönetimine daha fazla yetki verilmesi de sorunun kısa zamanda çevre kaynakları yardımıyla çözümünü sağlayacaktır. Sözleşmeli öğretmen uygulamasının belirli standartlara bağlanması ve geliştirilmesine de ihtiyaç bulunmaktadır. Uygulamada emekli, üniversite mezunu kişilerden öğretmen olarak yararlanılmakta olduğu görülmektedir. Bu konuda da niteliğin ön plana çıkabileceği bir standart geliştirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

Öğretmen yetiştirilmesinde, yeniden yapılanma ile ilgili olarak bütçeden daha fazla kaynak ayrılarak, öğretmen yetiştiren kurumların M.E.B. tarafından desteklenmesi, iki kurum arasındaki ilişkilerin artırılması ve özellikle optimal olarak öğretmen ihtiyacının karşılanmasındaki hedef tutarlılığının sağlanması gerekmektedir. Bunun yanında niteliğin artırılması ile ilgili tedbirlerin artırılarak öğretmenin mesleki gelişiminin sürekli takibinin ve değerlendirilmesini gerektirecek uzmanlık unvanlarına ayrılması ve bu aşamaların belirlendiği Personel Kanununun bir an önce çıkarılması gerekli görülmektedir.

Bir cevap yazın